23 Eylül 2011 Cuma

Türkiye'de Sağlıklı Bir Demokrasi İçin Güçlü Bir CHP Şart


Siyasal rejimleri tasnif ederken kullandığımız güzel bir söz vardır; “Bütün rejimlerde iktidar olgusu vardır fakat muhalefet yalnızca demokrasilere özgüdür”. Hakikaten de gelişmiş ve pekişmiş demokrasiler incelendiğinde sistemin kökleşmesinde en önemli nedenin iktidardaki partinin hatalarını halka duyuran, onun aşırılıklarını törpüleyen ve siyasal olarak dışlanmış toplumsal kesimlere sahip çıkabilen bir veya daha fazla sayıda muhalefet partisinin bulunmasıdır. Muhalefet yalnızca iktidar alternatifi yaratmakla kalmaz; aynı zamanda iktidarın da bir sonraki seçimlerde iktidarda kalabilmek için hata yapmamasını, dolayısıyla daima dikkatli hareket etmesini ve zinde kalmasını sağlar. Böylelikle ülke sathında siyasetin ve kamu hizmetlerinin kalitesinin artışına da katkıda bulunur.
Türkiye’de son yılların en önemli siyasal sorunlarından birisi de kuşkusuz Adalet ve Kalkınma Partisi’nin sistemde adeta Fransız siyaset bilimci Maurice Duverger’in tekelci (hâkim) parti sistemi modeline uygun şekilde alternatifsiz bir parti haline gelmiş olmasıdır. Güçlü bir muhalefet partisinin olmaması ve dolayısıyla demokratik yollardan bir iktidar değişiminin mümkün olmadığı fikrinin topluma yayılması, ilerleyen yıllarda anti-demokratik mücadele metotlarını ve radikalizmi teşvik edeceği için demokrasiye ayrıca yeni zararlar verecektir. Bu nedenle ülkemizdeki yorgun fakat hakiki demokratların ana muhalefet partisi durumundaki Cumhuriyet Halk Partisi’nin gelişimine katkı sunmaları, bu partinin de halkla bütünleşmiş bir iktidar alternatifi haline gelmesini desteklemeleri gerekmektedir.
Lider değişimi ve yenileşme sürecinde başlarda umutlandıran, bugünlerde ise oldukça zayıf bir görüntü çizen Cumhuriyet Halk Partisi’nin gelişim ve dönüşümü konusunda benim de bazı önerilerim olacak. Elbette bir siyasal partinin, özellikle de CHP gibi Cumhuriyet’i kurmuş köklü bir yapının değişim ve dönüşümünün kolay olması beklenemez. Fakat CHP çevrelerinde öncelikle anlaşılması gereken, değişim ve çağa ayak uydurmanın yapılamaması ya da ertelenmesi durumunda CHP’nin demografik ve kültürel açıdan giderek marjinalleşmesi riskinin bulunduğu gerçeğidir. Bu nedenle değişim ve dönüşüm CHP’de kurumsal olarak desteklenmeli, teşvik edilmelidir. CHP’nin ideolojik eksenini oluşturan sosyal demokrasi ve Atatürkçülük akımlarının 21. yüzyıl dünya dengelerine ve Türkiye’nin sosyolojik gerçeklerine uygun çağdaş bir yorumunun yapılması artık ötelenemez bir gereklilik haline gelmiştir.
Cumhuriyet Halk Partisi örgütlerinin son yıllarda zayıfladığı ve dinamizmini kaybettiği görülmektedir. Bunun önüne geçilmesinin ilk yolu partiyi ideolojik ve kültürel olarak yenileyecek genç kadroların yani taze kanın partinin damarlarına enjekte edilmesidir. Bu süreci destekleyebilecek bir diğer önemli husus ise, parti bürokrasisinin güçlendirilmesi ve merkez denetim sisteminin yerelde daha etkili bir hale getirilmesidir. Bunun için de düzenli rapor ve denetim sistemi kurularak parti içi disiplin sağlanmalı ve sorunlar ile işini layıkıyla yapamayanlar tespit edilerek üstlerine gidilmelidir. Sol partilerin aynı anda hem en önemli avantajı ve hem de dezavantajı olan parti içi demokrasi ve çok başlılık, sağlıklı çalışan bir parti bürokrasisi ve doğru işleyen bir denetim mekanizması olmazsa parti disiplinini ortadan kaldırarak zaten zayıf olan partiyi dışarıdan gelen tepkiler karşısında daha da güçsüz bırakır.
Tüm bu ve benzeri önerilerin tartışılabileceği partililere açık verimli toplantı ve kongrelerin yapılması, partinin Bilim Kurulu’nun ve siyaset akademisinin bilinen şeylerin tekrarı yerine partinin ve Türkiye’nin sorunları üzerine odaklanmaları ve “dünü dünde bırakarak yeni şeyler söylemeleri” de kuşkusuz Türkiye’de sağlıklı bir demokrasi için güçlü bir CHP’nin şart olduğu düşünen demokrat çevreler için olumlu karşılanabilecek önerilerdir.

Dr. Ozan Örmeci

Hiç yorum yok: